22 Mart 2015 Pazar

İnat Olsun Tüm KUŞLARA, And İçtik Şampiyonluğa!!!

  Dün akşam bizim maçın bitiminde özellikle yazmadım yazımı. Bugünü, yani rakiplerimizin karşılaşmasını bekledim. Çünkü oradan çıkacak sonuçla beraber bundan sonrası için yapabileceklerimizi ve şampiyonluk şansımızı hep birlikte değerlendirmek istedim. Şimdi önce düne bizim maça dönelim, sonra da kısaca bu akşamı yorumlayıp kalan 9 haftadaki şansımızı masaya yatıralım.
  Kasımpaşa karşısına mutlak galibiyet için çıkmış bir Galatasaray vardı dün. Çünkü son 2 haftada yitirdiğimiz 5 puan, şampiyonluk yolunda çok ciddi bir avantaj yakalamışken bir anda her şeye sıfırdan başlamamıza sebebiyet vardı. Kaybedilecek 1 puana dahi tahammülümüzün kalmadığı bir konuma geldik ve maça bu şartlar altında çıktık.
  Hamza Hoca son haftalarda ısrarla sol bekte kullandığı Olcan’ı esas yeri olan sağ açığa kaydırmış, Alex Telles’e de uzun bir aradan sonra ilk 11’de forma vermişti. Hafta arası sakatlığı bir kez daha nükseden Burak Yılmaz yedek kulübesinde, iyileşen Hakan Balta ise Koray’ın yerine stoperdeydi.
  İlk 45 dakikada çok enteresan bir karşılaşma izledik. İki takımda neredeyse savunmanın arkasına attıkları her uzun topta gollük fırsatlar yakaladı. Açıkçası bir Süper Lig müsabakasında savunmaların bu denli geniş boşluklar bırakması bir hayli ilginçti…
  Biz bulduğumuz pozisyonları ne yazık ki değerlendiremedik. Yasin’in de 1 şutu üst direkte patladı. Ancak Kasımpaşalı oyuncular bu konuda bizden daha becerikliydiler. Castro ve Tunay’ın ayağından buldukları 2 golle soyunma odasına 2-0’lık üstünlükle gittiler.
   Olcan Adın’ın ilk 45 dakika performansı tek kelimeyle rezaletti! Takımını resmen 1 kişi eksik oynattı. Yıllardır Süper Lig seviyesinde futbol oynayan bir oyuncunun sahada böylesine acemice şeyler yapması gerçekten kabul edilemez! Hamza Hoca’nın kalan 9 haftada Olcan’a hücum hattında tekrardan forma vereceğine pek olasılık tanımıyorum…
   Bu kadar kötü bir performans sergileyen Olcan, doğal olarak ikinci yarıyı göremedi ve yerini Burak’a bıraktı. Son dönemlerde sakatlığı sürekli olarak tekrarlayan Burak’ı riske etmek istmeyen Hamza Hoca, baktı ki maç gidiyor mecburen kendisini oyuna almak zorunda kaldı. Ki isabet böyle oldu.
  Burak’ın girmesiyle beraber sahadaki çehresi değişen Galatasaray, ikinci yarının ilk düdüğüyle  birlikte rakip kaleye yüklenmeye başladı. Soyunma odasında ne olmuş, ne konuşulmuşsa artık, futbolcularımız maçı çevireceklerine canı gönülden inanmışlardı.
  Şans da yüzümüze baktı ve golü erken bulduk. 51.dakikada sol kanattan Yasinle gelişen atağımızda, bu oyuncumuzun 6 pasa doğru çıkardığı topu bir anda önünde bulan Selçuk, sert bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi ve aradaki farkı 1’e indirdi.
  Golü erken bulmasıyla seyirci desteğini de ardına alan takımımız, yüksek özgüven ve moralle birlikte beraberlik için saldırmaya başladı.
  Dakikalar 55’i gösterirken, o dakikaya kadar sahada hiçbir sorumluluk almadığı için eleştirdiğim Sneijder’in mükemmel ara pasıyla bir anda derin bir boşluk yakalayan Yasin, ‘’Al da at diyerek’’ topu penaltı noktası üzerinde bomboş bekleyen Umut’un önüne yuvarladı. Umut’ta bu ikramı geri çevirmedi ve takımına beraberliği getirdi.
  Skorun 2-2’ye gelmesi oyuncularımızda müthiş bir moral üstünlük, Kasımpaşa cephesinde ise tam bir şok etkisi yarattı. Bu maçın lehimize döneceği artık belli gibiydi!
  Ve nihayet üstünlük sayımız da 65’te Kralla geldi. Selçuk’un rakip alana iyi taşıdğı topta sağdan kaçan Umut’u görmesi, Umut’un da topu ön direkteki Burak’a kaldırması ve Burak’ın kaleciden önce davranak yaptığı usta işi kafa vuruşu Galatasaray’ımızın galibiyetini müjdeliyordu.
  3-2’den sonraki bölümde iki takımda daha gol bulabilirdi. Ancak bunu başaramadılar. Hamza Hoca’nın bu kez gerekli oyuncu değişikliklerini yapması da zamanı doğru kullanmamıza ve bu doğrultuda süreyi eriterek sahadan çok kritik bir 3 puanla ayrılmamıza yardımcı oldu.  Bizim maçın hikayesi bu şekildeydi işte. Şimdi gelelim bu akşama: Sonucun her şekilde bize yarayacağı karşılaşmada, ilk 45’te Fenerbahçe, ikinci 45’te ise Beşiktaş maçı koparabilirdi. Ancak 90.dakikaya kadar 2 takım da girdiği pozisyonları değerlendiremedi. Duraklama dakikalarına girilmişken, Moussa Sow’la gelen Fenerbahçe golü ‘’Galatasaray yeniden lider’’ demekti. Bu noktada ezeli rakibimize bir teşekkür borçluyuz sanırım.
  Bundan sonrası için söylenebilecekler ise kalan 9 haftada büyük çoğunluğun kabullendiği üzere ciddi bir fikstür avantajına sahip olduğumuz gerçeği. 9 maçın 5’ini içerde oyuyoruz, 4 tane de deplasmana gideceğiz. Gideceğimiz deplasmanlar sırasıyla Trabzon, Akhisar, Mersin ve Rize. Trabzon maçı dışındaki 3 deplasmandan da galibiyetle dönmemiz sürpriz olmaz. İçerideki 5 maçımızda da Başakşehir karşılaşmasında olduğuz gibi herhangi bir süprize mahal vermezsek, şampiyon olmamız işten bile değil. Yeter ki Hamza Hoca daha fazla hata yapmazsın ve takımın öyle ya da böyle 9-10 haftadır doğru bir şekilde işlemekte olan düzenine çomak sokmasın!
  Taraftar inandı, futbolcular inandı, camia inandı… Bence artık sen de sadece inan ve bu doğrultuda hareket et Hamza Hocam!!

                                                         e-falanfilan yazarı: Kerem ZÜLFİKAR